İdeal Öğretmen

İdeal öğretmen -GRIGORY PETROV

Bu kitabı okurken resmen kendi hayatımdan ve yaşadıklarımdan kare kare sahneler gördüm  . Sade ve akıcı dili ile bir çırpıda okudum. Öğretmen olmak isteyen veya birilerine bir şeyler öğretmen her insanın okuması ve tavsiye etmesi gereken bir başyapıt. Alıntılardan da anlaşılabileceği gibi Rusya’nın o dönemki sorunları kendi ülkemizin şuan ki bazı sorunları benzerlik gösteriyor.

  • Ben bu bilgilerimle halın arasında gizli kalmış yen yetenekler keşfetmeye , onları bulup çıkarmaya gidiyorum. Hepiniz çok iyi bilirsiniz ki ,altından petrol çıkarmak isteyenler ,yeryüzünü deler. Bazen de bu işi yaparken çok derinlere kadar inerler. Bu amaç uğrundan çok paralar , çok emekler harcarlar … İşte ben bugün , milletin ruhunun derinliklerinde binlerce yıllardan beri gizli kalmış olan büyük yetenekleri bulup ortaya çıkarmak için köye gidiyorum .
  • Milyonlarca insanımızın beyinleri , işlenmemiş çorak topraklar gibi duruyor , hiçbir meyve vermiyor.
  • Topraklarımızın zengin olduğundan kimsenin bir şühpesi yok! Fakat bu toprakların üstünde yaşayan insanlar çok fakir durumdadırlar. Bu insanlar , bu topraklarda pek az şey üretiyorlar. Kendilerine gerekli olan şeylerin büyük bir kısmını , başka ülkelerden satın alıyorlar. Yabancıların ürettikleri  aletleri kullanıyorlar. Vatandaşlarımızın makineler , kumaşlar , hazır elbise ve ayakkabı satın alıyorlar ; cam , ilaç ve sabun alıyorlar ; her cins damızlık hayvan , temiz tohumluk buğday satın alıyorlar ; hatta kağıt , mum ve boya malzemelerini bile dışarıdan alıyorlar. Bütün bunlara karşılık biz ne üretiyoruz  peki ?  Çok az şey değil mi ? Bu durumlar siz değerli okuyucularım bu durum  bir yerden tanıdık geldi mi ?
  • Köylülerimiz zamanlarını ilkel bir hayat yaşayan insanlar gibi , birtakım dedikodularla , birbirini çekiştirmelerle geçiriyorlar. Aptalcasına içki içiyorlar , kısaca büyük bir hızla ahlaki çöküş yaşıyorlar.
  • Bir insan , gerçek manasıyla canlı bir mum gibi değil midir ? Eğer bu mum yanmazsa ,etrafını aydınlatmazsa , insan hayatının kıymeti nedir ? Siz de görüyorsunuz ki , Rusya’da henüz yanmayan milyonlarcana mum var!..
  • Bir defacık olsun düşününüz ; on milyonluk bir halk topluluğu . Eğer bu insanlar aydınlatılacak olursa bu büyük topluluğun arasından ne kadar değerli bilginler , sanatkarlar , edebiyatçılar , kaşifler kısacası milletimize diğer bir çok dallarda faydalı olabilecek insanlar ortaya çıkacaktır değil mi ?
  • Yüz milyonluk  bir halk topluluğunun çoğunluğunun kaba, tembel, sarhoş, zalim ve ahlaken düşkün olduğu doğrudur, maalesef hayvan gibi yaşamaktadırlar. Fakat , eğitim görmemiş , aydınlatılmamış ve yetiştirilmemiş olan milyonlarca insanı , bundan sorumlu tutmak doğru mudur? Hiç şüphesiz bu bir millet için en büyük felakettir. Fakat  bu felakettin  gerçek bir sebebi ve sorumlusu yine bizleriz.
  • Eğitim ve öğretim gören insanların her biri , örneğin doktor , hakim , subay , mühendis, avukat, memur, öğretmen… halkı için ışık saçan birer fener olmalıydı. Her  bir fener de , ister dar bir sokağa, ister bir meydanlığa ya da kasabanın dışına konulmuş olsun, mutlaka bulunduğu yeri aydınlatmalıydı. Buna rağmen, birimiz canlı birer ışık saçan fener olacak yerde, uyuşmuş duruyoruz.
  • Hollandalılar belli bir plan içinde çalışa çalışa, çiçek bahçelerini süsleyen binlerce çeşit çiçek yetiştirmişlerdir. Diğer tarafta, İsviçreliler fazla süt veren inek ; İngilizler gayet iyi koşan cins atlar ve iyi et ve süt veren koyunlar yetiştirmişlerdir. Biz ise ne yapıyoruz ? Bırakın hayvanları terbiye etmenin , insanları eğitmenin yollarını ve çarelerini bile düşünmüyoruz .
  • Bu dünyada kim arzu ederse, kendi sanatında bir sihirbaz olabilir.
  • “Çocuklar ! Siz benim kürsümü gördünüz mü ? Bunun manzarası hoşunuza gitti değil mi ?” diye sordu . “Evet , onu çok güzel düzenlemişsiniz ”  dedi . “Siz de düzenli olmak sınıfınızı daha güzel bir şekilde görmek istemez misiniz ? Niçin sınıfınızı kirletiyorsunuz ? Sıraları kesiyorsunuz ? Duvarlara yazı yazıyorsunuz ? Söyle okulun çevresine bir bakınız! Her taraf ne kadar pis! Demin size insanların dünyayı nasıl güzelleştirdiğini  anlatırken , hepiniz zevkle ve hayranlıkla dinliyordunuz . Siz de kendi vücudunuzu ve oturduğunuz yerleri güzelleştirmeyi arzu etmez misiniz ? Kısacası siz isterseniz bu köyün hayatını , belki de bütün bir memleketin yaşayışını bile değiştirebilirsiniz.
  • Çocuklar okula ilk başladıkları zaman, ürkmüş hayvancıklar gibi, saklanacak köşe bucak ararlar; ürkek ve korkak bakışlarla etrafı süzerler; bin bir zorlukla ve kırık dökük cümlelerle ancak konuşabilirlerdi. Fakat Raçinski bunlarla altı ay ya da bir yıl uğraştıktan sonra sonra çocuklar yavaş yavaş açılır, kendilerine gelirler; ahlaklı, terbiyeli bir tavır takınırlar, dilleri  düzelir; gözleri parıldar, zihinlerinde zeka şimşekleri çakmaya başlardı. Raçinski bu köylü çocuklarını seyrettikçe : “İşte canlı elmaslar, kıymetli mücevherler!” diye onlara iftihar ederdi. “Bu elmaslar, buraya üzerleri çamurla pislenmiş olarak geliyorlar. İçlerindeki cevheri ortaya çıkarmak için, üstlerindeki çamur tabakasını temizlemek gerekiyor. Bu çocukların her birinde başka bir cevher bulunuyor.
  • Bazı kimseler küçük servetlerle yetinirler. Halbuki çok  fazla kabiliyet sahibi olanlar, çok düşünmek ve çalışmak sayesinde çok daha fazlasını kazanabilirler.
  • Kendinize zarar verecek alışkanlıklar edinmeyin! Çünkü bir insanda bir alışkanlık kökleşti mi, o insan artık o alışkanlığın kölesi olur. Sizler hiçbir kimsenin ve hiçbir şeyin kölesi olmayın!
  • Eğer bir süre tembellik yakanıza yapışır ya da herhangi zarar verici bir oyun , bir eğlence sizi kendine çekmeye başlarsa, o anda duygularınıza ve olur olmaz isteklerinize hakim olun. Hayatınıza en faydalı olabilecek bir şekilde çalışmaya ve hareket etmeye kendinizi mecbur bilin.
  • Bütün Rus gazeteleri, daha önce aklını kaybetmiş gözüyle baktıkları deli Profesör Raçinski’nin eski öğrencilerinden olan yirmi üç yaşındaki bu köylü gencinin başarılarından uzun uzadıya söz etmeye başlayınca, bir zamanlar karşıt görüşte olan üniversite hocaları Raçinski’nin yaptığı işin büyüklüğünü ve önemini geç de olsa anlamaya başlamışlardı. Onlar kendi aralarında şimdi şöyle konuşuyorlardı: “Biz gerçekten Raçinski’ye anlamsız ve boş tere kızıyormuşuz. Bir zaman deli dediğimiz adam, köy çocukları arasından ne kadar büyük bulup çıkardı.”
  • Raçinski her yıl, gerek kendi köyünde ve gerek çevre köylerinden gelen öğrenciler arasında değişik kabiliyetlere sahip zeki çocukları bulup keşfediyordu.
  • “Hayatın bitmek bilmez binbir işleri arasında sahip olamamız gereken gerçek düşünceleri kaybediyoruz. Hiç durmaksızın en iyi yemek ve içecekleri, en rahat oturacak ve yatacak yerleri hazırlamayı düşünüyoruz. Hepimiz budalaca, giyinip süslenmeye ve değerli vaktimizi zevk ve eğlence içinde geçirmeye çalışıyoruz. Memleketimizde artık maneviyatla uğraşan neredeyse hiç kimse kalmamış gibidir. Yarınlarımızı düşünen idealist insanlar kayboldu.
  • Herkes zevk ve safaya dalmış bir haldedir. Şimdi insanlar, bir yangın anında felaketzedelere yardım etmek yerine, yağmacılık yapıp, mal kaçıran soygunculara benziyorlar.
  • Vasilef, burada hakkın ve adaletin sesini sağır duvarlara çarptığını anladı.

https://youtube.com/@BilimKtsi?si=emsfG9-6RYq_xEBb

Genç Matematikçiye Mektuplar – Ian Stewart Alıntılar

Bunları da sevebilirsiniz

İdeal Öğretmen” için bir yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir